ideaLSohbet Blog

20 Eylül 2009

idealsohbet forum açıldı

idealsohbet-gen-tr forum paylaşım sitesi

idealsohbet.gen.tr 2006 dan beri size en iyi ve en kaliteli hizmeti vermek için çabalamaktadır. kimi zaman yaşanan sorunlar nedeniyle verdiğimiz emeğin karşılığını alamamış bulunuyoruz. Bundan sonraki dönemde artık kalıcı olmak adına var gücümüzle çalışacağız.

Kısacası keyifli vakit geçirebileceğiniz idealsohbet.gen.tr forum hizmete girmiştir.

Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

idealsohbet.gen.tr forum

10 Mart 2010

‘Büyükelçimizi göndermeyiz !’

Erdoğan, durum netleşmeden Washington Büyükelçisi Tan’ı göndermeyeceklerini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın Türkiye’ye çağrılması ile ilgili, “Durumu en geniş anlamda değerlendireceğiz, değerlendirmek durumundayız. O neticeleri de net olarak görmediğimiz sürece biz büyükelçimizi ABD’ye göndermeyiz” dedi. Başbakan Erdoğan, Kraliyet Misafir Sarayı’nda düzenlenen öğle yemeğinde yaptığı konuşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Erdoğan, ABD-Türkiye ilişkileri, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilen Ermeni tasarısı ve Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın Türkiye’ye çağrılması ile ilgili sorulan bir soru üzerine, şunları söyledi:

“Sözde Ermeni soykırımıyla alakalı gelişme Türkiye’yi gerçekten üzmüştür. ABD bizim stratejik müttefikimizdir, ortağımızdır. ABD’nin böyle bir süreçte Ermenistan’la Türkiye arasında İsviçre Protokolü’nün imzalandığı süreçte, bu şekilde bir oylamanın yapılmış olması, adeta bir komedi orada icra edildi. Bu komedi icra edilirken de ‘oy kullanacak olan kişinin en geç 5 dakika içinde orada olması gerekir, gelmezse oylama biter’ kuralından hareketle, bakıyorsunuz Başkan ortadan kayboluyor. Aradan saatler geçiyor. Oylama sırasında kokteyl mi olur? Bunu kime anlatacaksınız?

22-20 ret-kabul… Bu defa 4 eksik var. Tamamı 46. Bu dört kişin 3′ünü apar topar buluyorlar. Son bir kişinin gelmesini beklemeden aniden ‘kapattım’ diyor, oylamayı kapatıyor. Bu karar bağlayıcı bir karar da değil. Bu bizim için önemli değil ama buradaki tavır önemli. Bunların hiçbiri şık değil. Bu ABD’nin kongresine yakışmıyor. Dış İlişkiler Komitesine yakışmıyor. Böyle şey olmaz. Yani ‘ileri demokrasi’ diyeceksiniz, ileri demokrasinin kabullenemeyeceği bütün çirkinlikleri orada ortaya koyacaksınız. Bu doğru şey değil. Tabii böyle bir olayı yaptılar.

Anında tepkimizi ortaya koyduk ve gereken ne ise bunların hepsini söyledik ve anında büyükelçimizi istişarelerde bulunmak üzere Türkiye’ye çağırdık. Bundan sonra takınılacak tavır bizim için çok önemli. Biz bu tavrı izliyoruz. Zira Türkiye bu tür konularda hassastır. Onuruyla oynatmaz. ABD’nin de basit siyasi hesaplar uğruna Türkiye gibi stratejik ortağını feda edeceğine ben inanmıyorum. Bunu onlar da göze alıyorlarsa orada bizim diyeceğimiz bir şey yok. Biz de tabii durumu en geniş anlamda değerlendireceğiz, değerlendirmek durumundayız. O neticeleri de net olarak görmediğimiz sürece biz büyükelçimizi ABD’ye göndermeyiz.”

ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası toplumun, Gazze’ye inşaat malzemelerinin girişine izin vermesi, ayrıca, Kudüs’ün demografisini, statüsünü ve karakterini değiştirmeye yönelik uygulamaları dahil, barış sürecini tıkayan tüm faaliyetlerine son vermesi için İsrail’e gerekli baskıyı yapması gerekmektedir” dedi.
Başbakan Erdoğan, Suudi Arabistan’daki temasları çerçevesinde Kraliyet Misafir Sarayı’nda düzenlenen öğle yemeğinde basın mensuplarıyla bir araya geldi, bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi.

Burada yaptığı konuşmada, Kral Faysal Vakfı tarafından şahsına verilen “Kral Faysal İslam’a Hizmet Ödülü” törenine katılmak amacıyla Suudi Arabistan’ı kısa bir aradan sonra yeniden ziyaret ettiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Kral Faysal Vakfı, ülkemizde başlattığımız siyasi ve ekonomik reform süreci, Türkiye’nin bölgede ve uluslararası arenada oynadığı rol, Orta Doğu’da adil ve kalıcı barış ve Filistin halkının hakları için sarf ettiğimiz çabalarımız çerçevesinde, ‘İslam’a Hizmet Ödülü’nü şahsıma vereceğini açıklamıştır. Ben de bu ödülü aziz Türk milleti adına kabul edeceğim.”

BÖLGESEL SİNERJİ

Türkiye’nin, bölgesinde barış, istikrar ve güvenliği tesis etmek için samimi gayret gösterdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Orta Doğu’nun çözümsüz kalmış ihtilaflar, gerginlikler ve çatışmalar bölgesi olarak anılmasını istemiyoruz.

Türkiye tüm Orta Doğu ve Arap ülkelerine tarihten gelen köklü ilişkilerle bağlıdır. Hepimiz bu coğrafyada beraber yaşıyoruz. Birçok konuda benzer görüşlere sahipken, hep birlikte aynı sorunları göğüslemeye çalışıyoruz. Buradaki amacımız, bölgemizi, barış, istikrar, uyum ve refah kuşağına dönüştürmek, gelecek nesillere parlak bir bölge bırakmaktır.

Bu çerçevede, bölge ülkeleri arasında siyasi diyaloğu güçlendirmek, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve entegrasyon sağlamak, kültürel etkileşimi yoğunlaştırmak suretiyle bölgesel bir sinerji yaratılmasını hedefliyoruz. Prestij peşinde değiliz. Sadece kendi çıkarımızı gözeten saiklerle de hareket etmiyoruz. Bölgesel sorunların, bölge ülkeleri tarafından sahiplenilerek bütüncül bir yaklaşımla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz.”

“FİLİSTİN MESELESİNE KALICI ÇÖZÜM”

Bölgelerinin kritik bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

Irak uluslararası toplumun gündemindeki öncelikli yerini muhafaza etmektedir. Irak’ta 7 Mart günü yapılan seçimler ve bu seçimler uyarınca kurulacak yeni hükümet, gerek bu komşumuzun geleceği, gerek bölgemizin barış ve istikrarı açısından büyük önem taşımaktadır. Önümüzdeki dönemde, tüm uluslararası toplumun, Irak’ın huzur, güvenlik ve istikrara kavuşması için bu ülkeye destek olması gereklidir.

Orta Doğu Barış Süreci’nde yaşanan tıkanıklığın giderilmesi ve barış görüşmelerinin tüm kanallarda yeniden canlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunda hepimize önemli sorumluluk ve görevler düşmektedir. Bölgemizin ihtilaf ve çatışmalar bölgesi olmaktan kurtarılarak, barış, istikrar ve refah bölgesi haline dönüştürülebilmesi için Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunması gerekmektedir.

Bu çerçevede, Filistin’de birlik ve beraberlik sağlanması için her türlü gayret gösterilmelidir. Ayrıca, Gazze’de yaşanan trajedinin yaralarının sarılmasına ve Gazze’nin her açıdan yeniden inşasına vakit kaybetmeden el birliğiyle başlanmalıdır. Bu noktada, uluslararası toplumun Gazze’ye inşaat malzemelerinin girişine izin vermesi, ayrıca, Kudüs’ün demografisini, statüsünü ve karakterini değiştirmeye yönelik uygulamaları dahil, barış sürecini tıkayan tüm faaliyetlerine son vermesi için İsrail’e gerekli baskıyı yapması gerekmektedir. Mescid-i Aksa, Beytüllahim’deki Bilal Camii ve El Halil’deki İbrahim Camii’nin İslami karakteri korunmalı ve gerekli saygı gösterilmelidir.”

İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMI

İran’ın bölgenin önemli bir parçası olduğuna da işaret eden Erdoğan, bölgede saflaşmanın değil işbirliğinin öne çıkması gerektiğine inandıklarını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

“İran’ın nükleer programıyla ilgili sorunun diyalog ve diplomasi yoluyla çözümlenmesini destekliyoruz. Çözüm sürecinde, İran’ın barışçıl amaçlarla sivil nükleer enerjiye sahip olma hakkı da teslim edilmelidir. Diğer taraftan, tüm Orta Doğu bölgesinin nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline getirilmesini istiyoruz.”

Başbakan Erdoğan Lübnan ve Yemen’deki gelişmeleri de değerlendirdi.

“AFGAN HALKI TÜRK ASKERLERİNİ KUCAKLIYOR”

Türkiye’nin, Pakistan ve Afganistan’da güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınması için uluslararası toplum tarafından da takdirle karşılanan çok büyük çabalar sarf ettiğini belirten Başbakan Erdoğan, Afganistan’a yapılan yardımların Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yardım programını teşkil ettiğini dile getirdi.

Erdoğan, Afganistan’da görev yapan Türk askerlerinin ve sivil yetkililerin Afgan halkı tarafından kucaklandığını ve tüm Batı ülkelerinin Afganistan’da işbirliği talep ettiğini ifade etti.

Darfur’daki durumla da yakından ilgilendiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, “Buradaki insani durumun iyileştirilmesi için hepimize görev düşüyor. Türkiye, Darfur’da barış ve uzlaşma sağlamaya yönelik çabaları desteklemekte ve bu yöndeki çalışmalara katkıda bulunmaya hazırdır” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin, 23 Mart 2010 tarihinde Kahire’de düzenlenmesi öngörülen, İKÖ Darfur Donörler Konferansı’na Mısır ile birlikte eşbaşkanlık yapacağını da hatırlattı.

08 Mart 2010

”Ben Beşiktaş’ın evladıyım”

Kategori: Spor — Etiketler:, , , , — Depresif @ 20:51

Beşiktaş’ta sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Serdar Özkan, çarpıcı açıklamalarda bulundu.Beşiktaş’ta sezon sonunda sözleşmesi bitecek futbolculardan biri olan Serdar Özkan, ‘Yıllık 4 milyon euro istiyor” iddialarına tepki göstererek, “Ben kulübün evladıyım, haddimi de bilirim” dedi.

Futbol Komitesi Başkanı Serdar Adalı ile yaptığı görüşmenin çok farklı yerlere çekildiğini belirten Serdar, “Yaklaşık yarım saatlik bir görüşme yaptık ve bana kalıp kalmayacağımı sordular. Ben de bazı teklifler olduğunu ancak ilk tercihimin her zaman Beşiktaş olacağını söyledim. Onlar da bana ‘Merak etme burada kalacaksın’ dediler. Bunun dışında bir konuşma olmadı” diye konuştu.

Lig TV’nin haberine göre Serdar Özkan; “Benim o kadar para istediğimi nereden çıkartıp yazıyorlar anlamak mümkün değil. Sadece Portekiz’den bir kaç teklif olduğunu söyledim. Hatta bana ordana ne kadar önerdiklerini bile sormadılar ama bu rakamlar nereden çıkıyor anlamıyorum” diye konuştu.

İşte o korkutucu rapor!

Kategori: Dünya, GünceLHaberler, Haber, güncel — Etiketler:, , , , , , , — Depresif @ 20:50

Diyarbakır-Bursa maçının temsilci raporlarını ele geçirdi. İşte o korkunç rapor !Sabah, Diyarbakır-Bursa maçının temsilci raporlarını ele geçirdi. Temsilciler, taşların stada önceden sokulduğunu rapor ederken, “Maç tatil edilmese olaylar çok daha büyürdü” dedi
Olaylı Diyarbakır-Bursa maçının TFF temsilcileri Turgay Polat, İsmail Hakkı Köklükaya ve ekstra temsilci olarak görevlendirilen Temsilciler Kurulu Başkan Vekili Fatih Tanfer hazırladıkları kapsamlı raporla yaşananları dün 14.00′te Futbol Federasyonu’na ulaştırdı. Temsilcilerin zehir zemberek raporunda yaşananlar şöyle anlatıldı:

EĞER MAÇ TATİL EDİLMESEYDİ…

“Stada saat 10.00′da geldiğimizde, sokaklar, stat çevresi ile stat içindeki görüntüler maçın zor geçeceğini gösteriyordu. Güvenlik amiri ile yaptığımız görüşmede gereken önlemlerin alındığını, 2 bin 500 polisin görev yaptığını söyledi. Maç saati yaklaştıkça tribünlerde olayların kıvılcımı ateşlendi. Maç tatil edilmemiş ve Bursaspor gizlice statan kaçırılmamış olsa olaylar çok daha büyük bir noktaya ulaşabilirdi.”

DEVAMLI KÜFÜRLÜ TEZAHÜRAT

“Karşılaşma öncesi seremoni sırasında İstiklal Marşı söylenirken taraftarların ıslıkladığı ve yerlerinde oturdukları görüldü. Çirkin tezahürat devamlı sürdü.”

TAŞLAR ÖLDÜRÜCÜ OLABİLİRDİ

“Tribünlere taş ve diğer yabancı cisimler önceden yerleştirilmiş. Bazıları da tribündeki betonlardan söktüklerini sahaya attılar. Taşların çoğu öldürücü büyüklükteydi. Maçın başlamasıyla tribünlerden devamlı taş ve yabancı cisimler atıldı. Hakem üç kez maçı durdurdu, iyi niyetli olarak maçı oynatmaya çalıştı ancak yardımcı hakeme gelen taş maçı bitirmesine neden oldu.”

HAVLU İLE KAPATTILAR

“Maçın tatil kararı resmen duyurulmadan önce kimsenin haberi olmadan Bursaspor’u havaalanına kaçırmak için soyunma odasındaki üç pencereyi de havlu ile kapattık. Ancak TV yayını planları bozdu.” “Maçın tatil edildiğinin duyulmasından sonra tribündekiler sahanın içine girip, Bursaspor’un bayrağını yakarken sağa-sola da saldırmaya başladı. Stat dışında ise kalabalık bir grup olay çıkarınca polis dağıtmak için biber gazı kullanmak zorunda kaldı.”

SENEYE NASIL OYNANIR?

Bursasporlu futbolcuların, otobüsün içinde bile kask ve kalkanlarla korunduğu dönüş yolunda kafalarını kurcalayan en önemli soru şu oldu: “Seneye yine buraya gelmemiz icap ederse Diyarbakırspor maçı nasıl oynanacak?”

”Tarihi biz yaparız, siz tekrar edersiniz”

F.Bahçe taraftarlarının yapmış olduğu kırmızı kart protestosuna Beşiktaş taraftarlarından yanıt geldi.Fenerbahçe taraftarları dün akşam Şükrü Saracoğlu Stadı’nda Antalyaspor ile oynayacakları maçta, geçen hafta Büyükşehir Belediyespor karşılaşmasında aleyhlerine hatalı kararlar verdiğini ileri sürdükleri Fırat Aydınus ve MHK’yi 20 bin kırmızı kartla protesto eden sarı lacivertlilere ezeli rakipleri Beşiktaşlılardan yanıt geldi!..

Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın resmi internet sitesi Forzabesiktas.com’dan “Şükrü Saracoğlu’nda tarihi bir gece yaşanacağını iddia edenlere…” başlığıyla yapılan açıklamada, benzer bir protestonun 2004 yılında Beşiktaş – Diyarbakırspor maçında kendileri tarafından yapıldığı hatırlatılırken, “Tarihi biz yaparız, siz tekrar edersiniz yegen” sözleriyle Fenerbahçelilere göndermede bulunuldu!..

2004-2005 sezonunda aleyhlerine yapılan hakem hatalarından yakınan siyah beyazlı taraftarlar, 16 Ekim 2004 tarihinde İnönü Stadı’nda oynanan Diyarbakırspor – Beşiktaş maçında ellerindeki sembolik kırmızı kartları sallayarak Merkez Hakem Kurulu’nu protesto etmişlerdi.

Açıklamada ayrıca, geçen hafta Nihat Özdemir tarafından “Fenerbahçe düşmanı” olarak nitelendirilen Fırat Aydınus’un daha önce yönettiği ve sarı lacivertli takımın galibiyetleriyle sonuçlanan Beşiktaş – Fenerbahçe derbileri de hatırlatıldı.

İşte Beşiktaş taraftarlarının yaptığı açıklama:

“Şükrü Saracoğlu’nda tarihi bir gece yaşanacağını iddia edenlere…”

16 Ekim 2004

“Esprili şovları ile her zaman gündem yapan Beşiktaş taraftarları ilginç ‘kırmızı kart’ protestosu ile dün geceye yine damgasını vurdu. Maçtan önce bütün seyircilere kırmızı kart dağıtıldı. Hakemlerin sahaya çıktığı anda taraftarlar ellerindeki bu kartı hakemlere gösterdiler. Bir anda İnönü Stadı tribünleri kıpkırmızı oldu. Sessiz protesto sonra sözlü protestoyla devam etti.”

“Futbol Federasyonu ve hakemler aleyhinde tezahüratlarda bulundular. Dakikalar 55’i gösterdiğinde ise maçın en ilginç görüntüsü yaşandı. Beşiktaşlı Juanfran tribünlerden uçarak sahaya düşen bir kırmızı kartı alıp hakem Erol Ersoy’a “Bu senin mi?” diye sordu. Şaşıran Ersoy ise kartı aldı ve kendisinin olmadığını anlayınca yere attı”

2005, İnönü Stadyumu…
Desibel rekoru desek hatırlar mısınız?
Sürpriz değil, o maçın hakemi de Fırat Aydınus…
Beşiktaş: 1 – Fenerbahçe: 2

Tarih 5 Ağustos 2007
Almanya, Süper Kupa finali “hakem de Fırat Aydınus”
Netice Fenerbahçe: 2 – Beşiktaş: 1

5 Mayıs 2007
İnönü Stadyumu, şampiyonluk maçı
Ne garip maçın hakemi de Fırat Aydınus
Beşiktaş: 0 – Fenerbahçe: 1

Tarihi biz yaparız, siz tekrar edersiniz yegen”

Cepte kontör tarih oluyor

1 Nisan’dan itibaren kontör uygulaması yerini TL ve kuruşa bırakacak.1 Nisan itibarıyla telekomünikasyon sektöründe arabağlantı ücretleri düşecek. Kontör uygulamasının yerini de TL ve kuruş bazlı fiyatlandırma alacak. Yani kontör değil para yüklemesi yapılacak. Kullanıcılar hangi operatörün kaç kontöre kaç dakika konuşturacağı gibi hesaplarla uğraşmaktan kurtulacak

AVEA CEO’su Erkan Akdemir, “Artık şu kadar kontör değil de 20 liralık yükleme yapılacak. SMS, MMS gibi hizmetlerde de kontür kullanılmayacak. Yakında cep telefonları her şeyi yapacak. İleride cüzdan taşımadan alışveriş imkanı olacak. Kart taşımadan cep telefonunuzu kredi kartı gibi kullanacaksınız” dedi

Erkan Akdemir 6 ay önce Avea CEO’su oldu. Hem özel sektör hem de kamu sektöründe deneyimi var. Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Colorado Üniversitesi’nde telekom alanında master yaptı. “İki yıl kadar mühendislik yaptım” diyen Akdemir, Enka ve DSİ’de çalıştıktan sonra DPT’ye girdi. DPT’deki ilgi alanı telekom sektörü ve regülasyon konusu oldu. Özelleştirme öncesinde Türk Telekom’un yönetim kurulu başkanı olan Akdemir, Avea’dan önce 3 yıl da Cisco Türkiye’nin Genel Müdürü’ydü. Avea’nın Nişantaşı’daki binasında buluştuk Erkan Akdemir’le. 1 Nisan’da sektörde olacak değişiklikleri ve Avea’nın hedeflerini konuştuk.

Ciroda hızlı büyüdük

* Avea Türkiye’de telekom piyasasına sonradan giren bir operatör. Ayakta durabilmek için nasıl bir rekabet stratejisi izledi?

Avea piyasaya üçüncü operatör olarak girdi. 5 yıllık bir geçmişi var. Doğru odaklanarak büyüdü Avea. Gençlik ve kamu sektöründe getirdiği farklılıklar var. Geçen yıldan itibaren rekabetçi tarifeler sundu. Her Yöne Sınırsız Tarife gibi… Mobil Öğrenci tarifesi de çok ilgi gören bir uygulama. Her Yöne Sınırsız ya da Her Yöne Özgürlük dediğimiz tarife farklı müşteri kesimlerinden ilgi gördü. Her Yöne Özgürlük’le çok avantaj sağladık. 2009’da büyümemizi sağladı. Önemli bir faturalı segmentimiz oluştu. Bu bizim için gelir üreten bir müşteri kesimi demek.

* 3G nasıl bir değişim yarattı?

3G’de farklı hizmetler sunduk. Avea müşterileri TTNet’in hizmetlerini de kullanabiliyor. Kullanıcının ihtiyacına uygun 5 liradan başlayan, içinde mobil modemin de olduğu teklifleri TTNet sunuyor, onun alt yapı sağlayıcısı da biziz. Yakın zamanda alternatif operatörler de bu servisi vermeye başlayacak.

* Avea hangi yönleri ile fark yaratmaya çalıştı?

Cihaz kampanyalarımız var. 3G odaklı yeni cihaz kampanyaları var. Faturasız jet modem ve TTNet uçan internet kampanyası gibi kampanyalar yaptık. Şirketlerle işbirliğimiz var. THY ile işbirliği yaptık. Kazandığınız mil kadar dakika kontör alabiliyorsunuz ya da konuştuğunuz kadar mil alabiliyorsunuz. 800 çalışanımıza ‘Emsalsiz Müşteri Memnuniyeti’ eğitimi verdik.

* Kaç çalışanınız var?

2 bin 600. Servis seviyemizi yükselttik. Çağrı merkezimizin kalitesini yükselttik.

* Krizin etkileri oldu mu? Altyapınızı tam anlamıyla tesis edebildiniz mi?

2009 yılında ciro bazında en hızlı büyüyen operatör olduk. 2010’da da bu ivmeyi devam ettirmeyi planlıyoruz. Dünyada ve Türkiye’de telekom sektörü krizden en az etkilenen sektör ama toplam abone sayısı düştü. 2009 yılında ekonomik koşullardan dolayı fiyat rekabeti arttı. Ciro büyümesi yavaşladı sektörde, kâr marjları daraldı. Türk Telekom ve Avea olarak uzun vadeli bakıyoruz. Bizim yatırımlarımız arttı. 3G yatırımları ve Ar-Ge yatırımı yaptık. 2010 yılında da büyüme bekliyoruz. Şu anda piyasada yüzde 85-90 penetrasyon var, 2010’da artacak bu. 2010 yılı önemli bir yıl ve ümitliyiz.

* Türkiye’de rekabet açısından telekom sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de sektörde mobil tarafta rekabet şartlarında alınacak yol var. Birinci operatör ile ikinci operatör arasındaki fark dünyada hiç bu kadar yüksek değil. İkinci ve üçüncü operatörlerin gelirleri yakın. Birinci operatörün pazar hakimiyeti var. Net görünüyor bu. Şebeke içi ve dışı fiyatlandırmaları çok farklı. Geçenlerde ara bağlantı fiyatları düştü, daha normal bir fiyata geleceğini düşünüyoruz.

* Artık farklı operatör aboneleri arasında daha çok konuşulacak…

Evet. Farklı operatörlerin aboneleri diğer operatör aboneleri ararken yüksek fatura ödeme endişesi taşıyorlardı. Arabağlantı fiyatlarının aşağı çekilmesi 1 Nisan’dan itibaren durumu değiştirecek. Avrupa’da şebeke içi ve dışı aramalar yüzde 50 -50. Türkiye’de çok dengesiz. 2009’un başında oran yüzde 10’un altındayken 2009’un sonunda yüzde 20’ye çıktı. 2009 başında şebeke içi konuşma oranı tüm operatörlerde yüzde 92’ydi. Şu anda yüzde 80. 1 Nisan itibarıyla değişim başlıyor. Bu aslında piyasadaki rekabetin sağlanmasında çok önemli bir gelişme. Diğer operatörleri aramaya korkan abone numara taşımaya da çekiniyordu. Bu bizim için önemli bir konuydu. Artık sektörde rekabet sağlam temellere oturacak.

* Arabağlantı konusunda değişiklik oldu, bundan sonra hangi düzenlemeleri bekliyorsunuz?

2010 yılında ve önümüzdeki dönemde özellikle 3G’nin de başlamasıyla birlikte operatörler arası alt yapıda işbirliği, ortak yatırım ve bunun paylaşılmasıyla ilgili gelişmelerin olacağını düşünüyoruz. Avrupa’da da benzer şeyler var. Fransa’da 3G konusunda işbirliği yaptı operatörler. Müşteriye sunulan hizmetin daha uygun fiyatlara verilmesini sağlar bu gelişmeler. 2010 yılında beklediğimiz en önemli gelişme de bu.

* 1 Nisan’da kontör uygulaması da bitiyor değil mi?

Evet, bu çok önemli. Müşteri için açıklık ve netlik gelecek. Artık kontör lugattan çıkıyor. TL ve kuruş bazlı fiyatlandırma olacak. Şu kadar kontör değil de 20 liralık yükleme yapılacak. Faturasız tarafta faturalıya doğru bir benzeşim olacak. Bu yalnızca sesli aramalar için de geçerli değil. SMS, MMS gibi hizmetlerde de kontör kullanılmayacak.

* Faturasız hatlar faturalılardan çok daha fazla değil mi?

Piyasa hâlâ yüzde 80 oranında faturasız abonelerden oluşuyor. Bizim Avea’nın piyasanın aksine abonelerimizin yüzde 35’i faturalı. Yaklaşık yüzde 20 sektördeki oran.

Hastalara uzaktan hizmet

* Bugün bilgi iletişim teknolojileri, özellikle kriz ortamında, ekonomiyi canlandırabilecek bir cankurtaran olarak görülüyor. Örneğin: e-sağlık, e-devlet, e-trafik… Avea bu gelişmeleri nasıl takip ediyor?

E-devlet hayatın parçası oldu. Sağlık ve eğitim öncelik verilmesi gereken alanlar ve biz de bu önceliği veriyoruz. Eğitim konusunda grubumuzun Vitamin diye bir hizmeti var. Yurtdışında da çok ilgi gördü. Kendi çocuğumdan örnek vereyim, Vitamin ders çalışmasını çok teşvik ediyor. 13 yaşında çocuğum Vitamin’le ders çalışıyor. Sağlık alanında çalışmalarımız da var.

* Nasıl çalışmalar bunlar?

Mesela, bir devlet hastanesiyle mobil dönüşüm projesimiz var. Burada hastalar uzaktan sağlık hizmeti alıyor. Aboneler sağlık personelinden görüntülü hizmet alıyor. Yine 3G sayesinde yeni doğan ve yoğun bakımda olanlar görüntülü görüşme yapıyorlar. Yine mobil ambulans uygulaması başlattık. Hasta bilgisi ambulanstan hastaneye ulaşıyor. Yaşamsal önem taşıyan zaman kaybı önleniyor. Bu hizmetleri hem devlet hem de özel hastanelerde yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. TTNet okula gidermiş gibi çocuklara ders sürdürme olanağı verdi. Diyarbakır’da grip salgını nedeniyle çocuklar eğitim hizmetini Vitamin’den aldılar. Yakında mobil bankacılıkta da ileri adımlar atacağız.

* Cep telefonlarımız faturaları ödeyecek mi?

Yakında her şeyi yapacaklar! İleride cüzdan taşımadan alışveriş imkanı olacak. Kart taşımadan cep telefonunuzu kredi kartı gibi kullanacaksınız. Bu Türkiye’de de hızla yaygınlaşacak. Bunun üzerinde çok çalışıyoruz.

Baz istasyonlarında doğal havalandırmaya geçiyoruz

* Çevre alanında neler yapıyor Avea? Kurum içi önlemleri neler? Mesela, operatörler giderek çevre-dostu baz istasyonları kuruyorlar mı? Avea’nın var mı? Varsa kaç tane? Artırmayı düşünüyor musunuz?

2008 yılından beri ölçüm yapıyoruz. 16 bin ağacı kesilmekten kurtardık. 3.8 milyon kilowatt saat enerjiyle 28 bin metreküp su tasarrufu sağladık. Şirket olarak yaptık bunu. e-fatura hizmeti veriyoruz. 1 milyon faturalı aboneye elektronik ortamda fatura gönderiyoruz. Elektronik arşivlemeye ağırlık verdik. Binalarda enerji performansını iyileştirdik. Ümraniye binamız çevre konseptiyle hazırlandı. Yani akıllı bina.

* Baz istasyonları?

Baz istasyonlarında enerji tüketimi var. Klima kullanımını azalttık. Yüzde 20’ye yakın enerji tasarrufu sağladık.

* Nasıl yaptınız?

Doğal havalandırma sistemleri monte ettik, çevre dostu klimalar kullanmaya başladık. Çok tasarruf sağladık. Biraz önce de dediğim gibi, ısı yalıtımlı bina kullanıyoruz biz. Güneş enerjisi destekli yenilenebilir enerjiyle çalışan ilk baz istasyonunu Çeşme’de kurduk. Bunu yaygınlaştıracağız. Bizim sahalarımızda aküler var. Belli dönemlerde bu aküler yenileniyor. Hurdaya çıkanları dönüştürüyoruz. Sektör daha az enerji tüketen cep telefonları üretimine gidiyor. İş ortaklarımız da bu konuda çalışıyor.

Çifte vergilendirme kalkarsa sanal operatörlük çok gelişir

* Türkiye’de sektöre uygulanan vergi ve ücretleri orantılı buluyor musunuz?

Değişikliklere ihtiyaç var. Bazı hizmetlerde çifte vergilendirme sorunu var.

* Sektörde yeni bir eğilim var: MVNO’lar… Avea’nın öncü olduğu futbol kulüpleri ile Fenercell, GS Mobile gibi MVNO projelerinin devamı gelecek mi?

Biz 4 kulüple başladık. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor var. Biz bu alanda çalışmalara devam edeceğiz. Yeni kulüpler de eklenecek. Verilen hizmetler de çeşitlenecek. Sanal operatörlüğün başlangıcı bu. Bizim şimdilik aşamadığımız bazı konular var. Gelir paylaşımı modeliyle başladık. Marka ve müşteri bağımlılığı yüksek şirketlerle de bu hizmetler sağlanabilir. Bazı ülkelerde Almanya, İngiltere’de çok gelişme var. Bu alana yatırım yapan tek şirket Avea. TTNet de buna benzer yatırımlar yapıyor. Çok önemli bir teknoloji markası oldu onlar da. Vergisel birtakım dezavantajları hükümet kaldırırsa hızla gelişir bu alan. Şu anda çifte vergilendirme sorunumuz var. Şirketler, kulüpler, büyük mağazalar bu alana girerler. 2009’da başlangıç yaptık, 2010’da bu alanda büyümeyi planlıyoruz.

07 Mart 2010

pkk da panik

Kategori: Haber — Etiketler:, , , , , , , , , — Depresif @ 14:25

Avrupa’da başlatılan operasyonlar terör örgütünde tasfiye paniği başlattı.PKK elebaşı Murat Karayılan, Avrupa’daki operasyonlardan dolayı ABD’yi suçlayarak ‘Al Capone tekniğiyle PKK’yı bitirecekler’ dedi.Terör örgütü PKK’ya yönelik İtalya, Fransa ve Belçika’da başlatılan geniş çaplı operasyonların ardından örgütte tasfiye paniği yaşanmaya başladı.

TEHDİTLER SAVURMUŞTU

PKK’nın üst düzey sorumlularının tutuklandığı Avrupa’daki operasyonların arkasında ABD’nin olduğunu savunan terörist Karayılan, operasyonların ABD heyetinin Avrupa ülkelerinde uzun süredir yürüttüğü temasların sonrasında başladığını kaydetti. ABD’nin en büyük mafya babası Al Capone’a karşı izlenen yöntemlerin PKK için de sergilendiğini aktaran Karayılan, daha önce de “ABD bize yönelik düşmanca politikasında ısrar ederse, buna karşı biz de ABD’ye ilişkin yürüttüğümüz politikayı yeniden gözden geçiririz” demişti.

PJAK LİDERİ ALMANYA’DA YAKALANDI

Belçika’da PKK Kongre-Gel terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonun, örgütün İran yapılanması PJAK’ı da kapsadığı ortaya çıktı. Operasyon sırasında Almanya’ya kaçtığı tespit edilen PJAK örgütü genel sorumlusu Hacı Ahmedi Alman polisi tarafından düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.

PKK’lılar Türk dükkanlarına saldırdı

Kategori: Arşiv, Dünya, Medya — Etiketler:, , — Depresif @ 14:23

Belçika’da yapılan operasyonlar nedeniyle PKK yanlıları Türk dükkanlarına saldırdı.Belçika’nın PKK Kongre-Gel terör örgütüne yönelik operasyonları sonrası PKK yandaşları Brüksel’de yürüyüş yaptı. Yürüyüşte, olaylar çıktı. PKK yandaşları Türk esnafın dükkanlarına saldırdı.

Brüksel’deki yürüyüşe yaklaşık bin 500 PKK yandaşı katıldı. Kentteki Adalet Sarayı önüne kadar yürüyen göstericiler Türkiye aleyhine sloganlar attı. Bölgedeki Türk mağazalarının camlarını kırdı.

Yürüyüş, Belçika polisinin PKK’ya yönelik operasyonlarının ardından geldi.

Belçika aralarında PKK Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar, PKK Avrupa Sorumlusu Remzi Kartal ve PJAK Genel Sorumlusu Hacı Ahmedi’nde bulunduğu 8 kişiyi tutuklamıştı.

Operasyonda, 200 bin euroya el konulmuş, PKK yayın organları ROJ TV ve Mezopotamya Radyosu da kapatılmıştı.

G.Saray küme düşebilir !

Galatasaray Cafe Crown, aldığı kötü sonuçlar sonrası küme düşme potasına girdi.

Türk basketbolunu derinden sarsan, ‘Cemal Nalga skandalı’ sonrasında küme düşürülmeyen ancak puanları silinen Galatasaray Cafe Crown küme düşme potasında.

Beko Basketbol Ligi’nde sezonun tamamlanmasına 10 hafta kala sarı kırmızılı takım 16 takımlık ligimizde 15. sırada.

Yaşanan olaylar sonrasında sarı-kırmızılı takımın puanları silinmiş ancak takım bu durumun arkasından seri şekilde kazandığı maçlarla ilk 10′a kadar girmişti.

Ancak son haftalarda alınan ’seri’ mağlubiyetler sonrasında tekrar ligin dibine kadar inen Galatasaray Cafe Crown, bu ’seri’yi bozamazsa Beko Basketbol Ligi’ne veda etmek zorunda kalacak.

24 puanla 15. sırada yer alan sarı-kırmızılı takım bu hafta Abdi İpekçi Spor Salonu’nda ligin zirvesinde bulunan Efes Pilsen’i konuk edecek..

İşte Galatasaray Cafe Crown’un kalan maçları:

21. hafta: Efes Pilsen
22. hafta: Pınar Karşıyaka
23. hafta: TOFAŞ (D)
24. hafta: Darüşşafaka Cooper Tires
25. hafta: Antalya BŞB (D)
26. hafta: Mersin BŞB
27. hafta: Türk Telekom (D)
28. hafta: Beşiktaş Cola Turka
29. hafta: Aliağa Petkim (D)
30. hafta: Bornova

Diyarbakır süper lig’e yakışmıyor

Kategori: Spor — Etiketler:, , , — Depresif @ 06:12

Korku filmini andıran maç, tribünden atılan taşlardan birinin yardımcı hakeme isabet etmesiyle 17. dakikada tatil edildi

Diyarbakır’da futbol sustu, olaylar konuştu. Diyarbakırspor’la Bursaspor arasında oynanan lig maçında korkulan oldu, karşılaşma tatil edildi. Sanki Diyarbakır taraftarı ligin ilk yarısında Bursa’da oynanan olaylı maçın rovanşını almak istiyordu. Tribünlerin aşırı tepkisi ve foto muhabirinin başından yaralanmasıyla maç 5 dakika geç başladı. Bursaspor kalecisi İvankov da yabancı maddelerden nasibini aldı. İstiklal Marşı sırasında ise tribünlerden ıslık ve protesto sesleri yükseldi. Olaylar hayret verici boyuttaydı.

Yılmaz ölebilirdi
Maçta taş yağmuru dinmedi. 17. dakikada Ali Tandoğan’ın polis kalkanıyla korner kullanmaya çalıştığı anda taşlar yine yağdı. Taşlardan üçü, yardımcı hakem Kemal Yılmaz’ın başına, sırtına ve beline geldi. Kanlar içinde yerde kalan Yılmaz’ın aort damarının 1 santim yanına isabet eden taşın ölüme yol açabileceği öğrenildi. Bunun üzerine orta hakem M. Kamil Abitoğlu, maçı durdurup yardımcılarıyla soyunma odasının yolunu tuttu. Bursasporlu futbolcular da polis koruması altında stadı terk etti.

Anonslar yapıldı
Diyarbakırsporlu yöneticiler ve futbolcular, bu sırada tribünleri sakinleştirmeye çalıştı. Adnan ve Tazemeta mikrofonla taraftarlara sakin olmaları için uyarılar yaptı. Bu sırada soyunma odasında hakem dörtlüsü ve gözlemcilerin yaptığı toplantının ardından maçın tatil edildiği açıklandı. Karar üzerine Diyarbakırsporlu taraftarlar sahaya inmek istedi, polis biber gazıyla bunu önledi. Dışarıda çıkan üzücü olaylar da polisler tarafından büyümeden engellendi. Bursaspor kafilesine yoğun güvenlik uygulandı.

Şimdi ne olacak?
Futbol Müsabaka Talimatı’nın 20. maddesinin B fıkrası özetle şöyle: “Hakem, müsabakaya devam edilmesi olanağının kalmaması hallerinde müsabakayı tatil ettiğini ilan eder. Bu hallerde TFF Yönetim Kurulu, ihlali gerçekleştiren takımlardan birinin veya her ikisinin hükmen yenik sayılmasına ve ayrıca olayın durumuna göre galibiyet halinde verilen puan kadar puan tenziline karar verebilir.” Buna göre Bursa hükmen 3-0 galip ilan edilecek ve Diyarbakır’a en az 2 maç saha kapama veya seyircisiz oynama ile para cezası gelecek.

Hakkımızı yedirmeyiz
Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer, Bursaspor karşılaşmanın tatil edilme kararının yanlı olduğunu savunarak, “Diyarbakırspor’un hakkını kimse yemeye kalkışmasın” dedi. Sümer şöyle devam etti: “Maçın tatil edildiğini, maça verilen aradan 25 dakika sonra öğrendim. Bursaspor’un apar topar stattan çıkarılmasına da anlam veremedim. İlk yarıdaki maçta olaylar nedeniyle anons bile yapılmamıştı. Bizi tahrik ettiler. Atılan taş sırtına gelmesine rağmen yan hakemin başını tutması düşündürücüdür. İstiklal marşının yuhalanması Bursa’ya tepkidir.”

Polis Evi’ne sığındı
Maçtan sonra kaçarcasına havalimanına hareket eden Bursa kafilesini taşıyan otobüs yolda Diyarbakırsporlu taraftarlarca saldırıya uğradı. Otobüsün camları kırılırken, yeşil-beyazlı futbolcular bir süre Polis Evi’ne sığınmak zorunda kaldı. Kafile daha sonra havalimanına ulaştırıldı.

Müthiş karşılama
BURSASPOR taraftarı takımlarını Yenişehir Havalimanı’nda coşku ile karşıladı. “Şampiyon Bursa” tezahüratları yapan taraftarlar uzun süre futbolcuları bırakmadı. Bursa Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Futbol adına hiçbir zaman yaşanmasını istemediğimiz olaylar çıktı” diye konuştu.

Katliam çıkabilirdi
Maçın temsilcileri Turgay Polat ve İsmail Hakkı Köklükaya’nın raporu tüyler ürperticiydi. Raporda, “Maç 5 dakika daha geç tatil olsaydı katliam yaşanırdı. Kızgın taraftar grubu, Bursasporluların kaçtığını haber alsaydı, onları dışarıda yakalayıp öldürebilirdi” cümleleri dikkat çekti.

hakkari dağlıca’daki haşereler

Uyandığınızda birden yanınıza ilişmiş bir akrep görebilirsiniz, ilkte biraz tirssanizda sonradan bu alışılagelmiş bir durum olacaktır. hatta bu akreplerle oynamayı bir hobi haline getirenler, akrebin iğnesini koparip onunla kedinin fareyle oynaması gibi oynayan arkadaşlarımız olmuştur, Bkz Osman Demir http://www.facebook.com/search/?q=osman+demir&init=quick#!/profile.php?id=1167258531&ref=search&sid=673594191.4075575264..1

hatta daha ileri gidip, bu akrepleri bir bir pişirdiğini bilirim, Sirf hayvanlığından..

işte akreplerin ve Sarıömer denen o iğrenç örümceklerin bulunduğu o meşhur yer,

resimde karinca kadar görünen ve dağa çıkmaya çalışan arkadaşlarımız, resimde görünen dağ’ın en uç noktasina çıkmaya çalışmaktadırlar, işte o kaya üstünde bulunan akreplerde o dağda ele geçirilmiş bir kaç akrepten ibarettir.

buda böyle biline…

Eski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.